BÂBÎLİK VE BAHÂÎLİK
BAHÂÎLİĞİN OLUŞUM AŞMASI OLARA BÂBÎLİK
Kaynakları ve Tarihçe
İmamiyye Şîası içinde teşekkül eden şeyhilik adlı bir tarikatın mahsulüdür.[1] Bâbîliğin ortaya çıkmasına Gaybet-i Suğrâdan sonra Gaybet-i Kübrâ döneminde imamların ve Hz. Muhammed’in nurunu aksettirecek bir “Kamil Şîî”nin var olması gerekliliğini ve Kamil Şîî olarak bu nurun kendilerinde tecelli ettiğine inan şeyhiliğin kurucusu Şeyh Ahmet el-Ahsâî ve onun müridi olan Seyyid Kazım Reşti’nin öneminin bir hayli fazla olduğu muhakkaktır. [2] Şeyh Ahmed Ahsâî rüyalar gördüğünü ve Hz. Peygamber ve on iki imamın kendisine Batıni ilimleri öğrettiğini ve sürekli ahir zamanda gelecek olan bir şahıstan üstü kapalı olarak bahsetmeye başlar.[3] Şeyh Ahmet Ahsai (1745-1828) 20 yaşında Necef’e ve Kerbela’ya gitti. Miraç, kıyamet, vadedilenin zuhuru hakkında görüşlerinden dolayı fazla eleştiri aldı. İran’a Tanrı Hazinesinin saklı olduğu Şiraz’a geldi. Cuma namazına giderken, “Tanrım evinde öyle işaretler gördüm ki görüş sahibi olandan başkası göremez” diyordu. Bu sözlerinden dolayı şaşıranlara şaşırmamaları gerektiğini söylüyordu. Şahla ilişkilerini iyi tutmuştur. 91 yaşında ölürken yerini Seyyid Kazıma bıraktı.[4]
Seeyid kazım 22 yaşına şeyhin talebeleri arasına girdi. Bir zuhur arayışı içinde olmuştur.[5]
Böylece daha hayatta iken beklenen mehdi inancının nüvelerini oluşturmaya başlar. Ölümünden sonra 22 yaşına şeyhin talebeleri arasına giren Seyyid Kazım Reşti bir zuhur arayışı içinde olmuştur.[6] Seyyid Kazım Reşti ve ondan sonrada müritleri tarafından yine “Kamil Şîî”yi aramaya koyulmuşlar ve Mirza Ali Muhammed bundan istifade etmiştir. Bahâîliğin tarihi İsna Aşerîyye fırkası içinde doğan ve Şeyhiyye diye adlandırılan bu tasavvufi hareketin mahsulü sayılan Bâbîlik ile başlar. Bâbîlik Mirza Ali Muhammed, tarafından başlatılıp onun tarafından geliştirilen Bahâîlik hareketine kaynaklık teşkil ede akımın dadıdır.[7]
BABİLİK
Bab İmamiyye Şîasında ahir zamanda gelecek olan peygamber, beklenen kişi (men yüzhirullah) mehdi gibi şahısların habercisi anlamına kullanılmıştır. Özellikle Mirza Ali Muhammed kendisini ilahi hakikati tanımaya götüren kapı (bab) olarak ilan etmesinden sonra iyice meşhur olmuştur.[8] Bâbîliğin kurucusu olan Mirza Ali Muhammed 1919’da Şiraz’da dünyaya geldi. çok küçük yaşta yazı yazamaya başladığı ve etrafındakileri etkilediği belirtiliyor. 9-10 yaşında namaz ve ibadet ile meşgul oluyor. Gençliğinde bu şehirde bulundu. Hurufiliğe duyduğu ilgi nedeniyle saatlerce güneşin altında tahrana doğru dua ediyor ve bununla zikir gücüne ulaştığını söylüyordu.[9]
Mirza Ali Muhammed 1844’te önce kendisini mehdiye açılan bab hemen arkasında da hac için gittiği Mekke’de veya Maskat’ta sadece bab değil beklenen mehdi olduğunu da ilan etmiştir.[10] Mehdilik iddiasına ilk olarak 19 kişi iman etmiştir. Bunlara ebcet hesabından hareketle “Hurufatü’l-Hay” denilmiştir.[11]
Seyyid Kazım ölünce yerine kimse geçmedi. [12] Onun öğrencileri de vaadedileni bulmak üzere yollara düştüler. Molla Hüseyin Şiraz’da Bab ile karşılaşır. Onda mevcut özellikleri görür bu sırada Bab yüksek sesle Yusuf suresinin tefsirini yapmaktadır. Böylece Bab ilk emrini yazdırır. 18 kişi ona orada iman ediyor. Birde Molla Hüseyin ile sayı 19 oluyor ve Huruf-u Hay vücut buluyor.[13]
Bundan sonra Bab etrafa elçiler yolluyor. “Ey benim sevgili arkadaşlarım, artık siz Tanrının çağrısını insanlar ileteceksiniz. Tanrı sizleri kendi sırdaşı olarak seçmiştir. Ey bana iman edenler bugün eski günlerle mukayese edilemeyecek kadar büyük bir gündür. Siz zuhur güneşini gören ve sırrına vakıf olan kimselersiniz. Ayağa kalkın ve Kur’an-ı Kerim’de yazılı olan, senin büyük Tanrın arkasında dizi dizi melekler olduğu halde gelmiştir ayetini unutmayınız. Dünya istekleri ile kirlenmiş kalplerinizi temizleyip Tanrısal huylarla bezeniniz. Ben sizi Tanrının zuhur edeceği gün için hazırlıyorum. Güçsüzlüğünüze bakmayınız Tanrının kudret ve azametini unutmayınız.” diyor.[14]
Yusuf suresi tefsiri nazil oluyor. 111 sure 9300 ayet Kayyumu’l-Esma.
El-Beyan; şerî hükümler ile men yüzhirullaha ait işaret belirtileri içerir. 9 vahit 19 babdan oluşur. Arapça nazil oldu 8000 ayettir. [15]
Bab bütün kitap ve konuşmalarında zuhuru bekleneni ve onun özelliklerini anlatır.[16]
Mirza Ali Muhammed’e inananlar tarafından Nokta-i Üla veya Hz. A’la ünvanı ile anılan Mirza Ali Muhammed’in önce bab sonra da mehdi olduğu şeklindeki iddiaları bizzat kendisinin mukaddes kitabı olarak takdim ettiği el-beyan adlı eserinde son derece ileriye götürülmüştür. Ona göre Hz. Muhammed’in nübüvvetinin hakikati on ikinci imamın kaybolmasından (260/873) sonra bin yıl sürerek 1260 (1844)’te son bulmuştur.[17] On ikinci imama açılan kapı on ikinci imamın 260 yılında kaybolması ile kapatılmış, nihayet bin yılın dolması kendisi mehdiye açılan kapıdır.[18] “Allah daha önceden Muhammedi göndermiş olduğu gibi şimdi de beni göndermiştir” diyordu.[19] Kur’an-ı Kerim’in neshedildiğini söylemiş, dolayısı ile İslâm şerîatının esasları kaldırılmış olduğu ve el-Beyan ile yeni hükümler getirilmiş olduğunu iddia etmiştir.[20]
Bab’ın ölümü:
Vezir Hazı Mirza Agasi Bab’ı Müçtehitlerin fetvası üzerine[21] öldürme kararı aldı. Cenab-ı Hanis ve Bab bir iple duvara bağlandı. 750 kişilik bir askeri birlik silahlarını onlara doğru çevirdi. 750 silahtan çıkan barut ver mermi dumanı dağılınca Cenab-ı Hanis yara almadan ayakta idi, Bab ise hücrede Seyyid Hüseyin ile konuşuyordu. Tekrar ipler gerildiler. İkinci defa atılan kuşun Cenab-ı Enisin ve Bab’ın vücudunu sağlam yer kalmamak üzere delik deşik etti. Ancak 750 Kurşuna rağmen Bab’ın yüzüne hiç bir şey olmamıştır. 9 Temmuz 1850’de Hakkın önünde can verdiler. [22] Bab on bin kişinin önünde bir müfreze alının kurşunundan bir şey olmadı. Yeni müfrezeler getirildi onlar kurşuna dizdi.[23]
Babın ölümünden sonra 16 Ağustos 152’de Nasırüddin Şah’a karşı başarısız bir suikast girişiminde bulunulmuştur. Bunun üzerine pek çoğu öldürülmüş, hapse atılmış ve sürgüne gönderilmiştir. [24] Bab’ın ölümnden sonra Sadık Tebrizi, Fettullah Kami, Hacı Kasım Tebrizi adında üç Bâbî intikam sevdasına düştü. Şahı köşkünden çıkarken vurdular. Tebriz öldürüldü ve cesedi katırlarla sokak sokak dolaştırıldı ve parçalandı. [25]
[1] Ethem Ruhi Fığlalı, “Çağımızda İtikadi İslâm Mezhepleri”, Şa-to Yayınları, 2001 İstanbul, s. 243
[2] Ethem Ruhi Fığlalı, “Bahâîlik”, DİA, IV, s. 465
[3] Süleyman Özkaya, “osmanlı blegleri Işığında Bhailik Hareketi”, 2000 İzmir, s.7
[4] Neyir Özşüca, Bahâî Tarihi Özeti, 1987 İstanbul, s. 9-11
[5] Neyir Özşüca, a.g.e., s. 11
[6] Neyir Özşüca, , a.g.e., s. 11
[7] Ethem Ruhi Fığlalı, “Bahâîlik”, s. 465
[8] Süleyman Özkaya, a.g.e., s. 11
[9] Süleyman Özkaya, a.g.e., s. 12; Ethem Ruhi Fığlalı, “Bahâîlik”, s. 464
[10] Ethem Ruhi Fığlalı, “Bahâîlik”, s. 465
[11] Ethem Ruhi Fığlalı, “Bahâîlik”, s. 465
[12] Neyir Özşüca, a.g.e., s. 15
[13] Neyir Özşüca, a.g.e., s. 16
[14] Neyir Özşüca, a.g.e., s. 17
[15] Neyir Özşüca, a.g.e., s. 26
[16] Neyir Özşüca, a.g.e., s. 27
[17] Ethem Ruhi Fığlalı, “Bahâîlik”, a.g.e., s. 465
[18] Ethem Ruhi Fığlalı, “Çağımızda İtikadi İslâm Mezhepleri”, s. 245; Süleyman Özkaya, a.g.e., s. 13
[19] Ethem Ruhi Fığlalı, “Çağımızda İtikadi İslâm Mezhepleri”, s. 245
[20] Ethem Ruhi Fığlalı, “Bahâîlik”, s. 465
[21] Ethem Ruhi Fığlalı, “Bahâîlik”, s. 465
[22] Neyir Özşüca, a.g.e., s. 39
[23] Çevr. Mecdi İnan, Bahâîliğin Bitinci Yüzyılı, 1948 İstanbul, s. 25
[24] Ethem Ruhi Fığlalı, “Bahâîlik”, s. 465
[25] Neyir Özşüca, a.g.e., s. 50
-
Yeni
- ALLAH’IN CAMİLERDEKİ KÜÇÜK MİSAFİRLERİ VE DİN GÖREVLİLERİ…
- Cahiliye dönemi din anlayışı
- MEKTUNUZ VAR!!! (MIYDI?)
- BAŞÖRTÜLÜ BAYANLAR JEEP’E BİNEBİLİR Mİ? YA DA HANGİ ARACA LAYIKTIRLAR.
- ÇANAKKALE’DE UYANMAK….
- HAYAT’IN NİRENGİ NOKTLARI(ında DİN)
- MESEL-Ü A’LÂ (Kelam İlmi üzerine bir değerlendirme)’
- Çocuk Eğitiminde Tedricilik…
- AHLAKİ YOZLAŞMA II.
- AHLAKİ YOZLAŞMA I.
- Hz. Hüseyin; Bir Başkaldırı mı, Hilafet Arzusu mu?
- KÛTU’L-KULÛB (EBU TALİB el-MEKKÎ)
-
Bağlantılar
-
Arşiv
- Ekim 2009 (1)
- Mayıs 2009 (1)
- Nisan 2009 (4)
- Mayıs 2008 (5)
- Temmuz 2007 (5)
- Haziran 2007 (27)
- Mayıs 2007 (2)
- Mart 2007 (2)
- Şubat 2007 (4)
-
Kategoriler
- Bahailik
- Bir dünya dini oluşturma projesi
- Bir demet güzellik (Secki yazılar-siirler)
- BİYOGRAFİLER
- Cüneyd Bağdadî
- Düşünceler Düşünce…
- Ebu Talib el-Mekki
- Ehli Sünnet ve Kulların fiileri (ef’âl-i ibâd
- Gönül bahcesinden
- Hariciler
- Harputî
- Hızır Bey
- Kûtu’l-Kulûb
- KELAM KONULARI
- Kelam Problemi olarak “Kadın”
- Literatür-önemli isimleri-eserleri
- Maturidî Literatürü
- Mihrab Dergisi
- Mu’tezile Literatürü
- Mu'tezile
- MZHEPLER TARİHİ
- Selefî Literatürü
- Tahavî
- Uncategorized
- Yahudi Mezhepleri
- Yeni ilmi kelam tanımlası
- Yeni İlm-i Kelam Literatürü
- İbn Tufeyl
- İsiyim
- İslâm Düşüncesinde Yenilik Arayışları
-
RSS
Yazılar RSS
Yorumlar RSS
