İSLAM DÜŞÜNCESİ, KELAMI VE MEZHEPLER TARİHİ ÜZERİNE

BİR MEDENİYETİN İHYASI…

MEKTUNUZ VAR!!! (MIYDI?)

mektup-yd2

MEKTUNUZ VAR!!! (MIYDI?);

Bir gün elime evladıma ait birkaç resim aldım, amacım bunları annemlere, kardeşime vs. yollamaktı. Düşündüm arklarına bazılarının birkaç satır bir şey yazayım… Sonra dedim kendi kendime kuru kuru bunları yollamak olmaz; bir iki satırlık mektup karalayayım da yad-ı cemil olsun maziye. Sonra birden mazi depreşti zihnimde. Yıl 1991-1993, Kestanepazarı Kuran kursunda talebelik ediyoruz. Bazen köyden ihtiyaç hasıl oluyor, ancak köyde telefon olmadığı –bir tane vardı ama ulaşmak çok zor, hem de rahatsızlık vermemek- için mektup yazarak meramımı anlatıyordum. Tabi bir mektubun gitmesi ve cevabın gelmesi en az bir ay ile iki ay arasında bir zamana tekabül ediyordu.

En son ne zaman bir yerlere mektup yazdım diye düşündüm. Aklıma yakın zamanda bir adres gelemdi. Teknoloji her ne kadar bir adım ötemizde olsa da; insanları bir o kadar bir birlerinden uzaklaştırıyor aslında. En önemlisi o mektuplardaki sıcaklığı bir türlü sağlayamıyor. “Sayın çok kıymetli anne babacığım nasılsınız iyi misiniz? İyi olmanızı bizleri yaratan Cenab-ı Allah’tan niyaz ederim” diye başlayan satırları özlediğimi fark ettim. Maillerdeki soğukluğun yüreklerde donan sevgiyi bir türlü çözemediğini hissettim. Mektup aldığım zamanlar ne kadar sevindiğimi hatırladım. Bir mektubu birkaç kez okuduğumu hatırladım. Bilemem şimdi nerdeler belki bir gün çıkarlarda tekrar o günleri yaşar mıyım diye düşündüm.

Artık her şey dijital dünyada. Yarına bırakabileceğimiz iki satırımız bile yok. Yüreğimizdeki sıcaklığı taşıyan satırları artık kağıda dökmez olduk. Bırakın mektubu bir iki satırı dijital ortamda yazmak, dostlara hal hatır sormak bile çoğu zaman külfet oldu bizlere. Selam yazmak yerine “slm” yazacak kadar üşenir olduk yazmaktan. Pek çoğumuz dört gözle “biz konuştuğumuzda konuşmamızı direkt word dosyalarına aktaracak” programların çıkışını bekler olduk.

Eski hatırat kitaplarını okurken mektupların çok önemli olduğunu bir kez daha müşahede ettim. Geçen sahaf bir dostun çöpten bulup tasnif ettiği belgeler arasında   Fahir İz hocanın mektupları da vardı. Hoca Kimlerle yazışmamış ki?! P.Wittek,Andreas Tietze, Anna Marie Schimmel, Bernard Lewis, E.Van Dozel, J,Schacht, N.Waterson, M.C.Honey, R.Walsh… öte yandan Nermin Menemencioğlu, Şinasi-Gönül Tekin, Yusuf Akçuraoğlu, Z.Velidi Togan, Reşit Rahmeti, Hamit Zübeyr, Ali Alparslan, Niyazi Berkes, Tahsin Banguoğlu, Tarık Zafer Tunaya, Halide Edip, Ertuğrul Muhsin… Bu gün pek çoğununun kitaplarını ilgiyle okuduğumuz, düşüncelerinden istifade ettiğimiz pek çok isim erinmeden, üşenmeden bir birlerine mektup yazarak bilgi paylaşmışlar. Hatta sadece hal ve hatır sormuşlar. Ve bu gün bu mektuplar birer vesika özelliği taşıyor. postaci

Oysa bundan yüz yıl sonra torunlarımıza, belki bizden yazılı bir metin bile kalmayacak. Yazılarımızı, düşüncelerimizi, görüntülerimizi hatta fotoğraflarımızı bile sıkıştırdığımız dijital dünya bizi iki satır mektubumuz bile olmadan, bir iz bile bırakmadan ayrılıp gitmemize neden olacak bu diyardan. Üniversite yıllarında bir dostuma sırf yazmak için pek çok mektup yazdığımı hatırlıyorum.

Postacıları mektup yerine posta kutumuza faturalardan başka bir şey bırakmaz oldu. Üzgünüm ki sonraki nesil belki bu hazzı hıç tadamayacak. Bir gün bu dijital dünya çöker mi bilmem ancak şurası bir gerçek ki duygularımızı bile artık mekanik olarak ifade etmeye başladık. Unutmayalım ki hatırda kalmaz satırda kalır. Dijital dünya bir gün tüm çöplükleri ile çöplüğü boylayabilir.

İşte bunun içindir ki fotoğraflarımın yanına birer de mektup eklemeye karar verdim. Henüz yazamadığım için bir aydır gönderemedim. İstedim ki postacı mektup taşısın. Galiba yine yazamadan göndereceğim.

Evet dostlar eğer kitaplarınız arasında, yada kuytu bir köşenizde arkadaşlarınızdan veya ailenizden gelen bir mektup yoksa bir kez daha düşünün. Eğer sevdiğiniz kişiye-eşinize hiç mektup yazmadıysanız, hiç mektup okumamışsınız demektir. Dahası hayattaki en müthiş duygulardan birini hiç tatmamışsınız demektir. Postacının mektup getireceği günleri dört gözle bekliyorum.

“Bak postacı geliyor, selam veriyor, herkes ona bakıyor merak ediyor…”

Selametle…

Nisan 28, 2009 - Yazan: kerimyatkin | Uncategorized | | Henüz Yorum Yok

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapın