İSLAM DÜŞÜNCESİ, KELAMI VE MEZHEPLER TARİHİ ÜZERİNE

BİR MEDENİYETİN İHYASI…

Çocuk Eğitiminde Tedricilik…

Çocuk ve Televizyon

Allah varlıklar içinde insanı eşrefi mahlukat olarak yaratıp onu diğer varlıklar üstün kılmıştır. İnsanı diğer varlıklardan ayıran en önemli özelliği Allah’ın bahşettiği akıl nimetidir. Akıl bir manada Allah’ın dağlara, taşlara, yere ve göğe sunduğu bir teklif olarak insan tarafından cahilane bir şekilde kabul edilmiş bir emanettir.. (Ahzab 33/72)

Akıl insan için bir mihenk taşıdır. O insanı, kullandığı zaman eşrefi mahlukat, meleklerden daha üstün bir mevkiye getirirken, -bir manası sa bağlamak olan ve dolayısı ile doğru ile kurulan bağ anlamı taşıyan akıl-“doğru” ile doğru bir bağ kuramazsa bu sefer “esfel-i sêfilin” derecesine, hatta Allah’ın “belhüm edall” dediği aşağıların aşağısında yer edinmesine sebep olur.

İnsan fıtri olarak akıl sayesinde öğrenmeye ve eğitilemeye elverişli -Eski Yunan’da “zoompoliticon”, İslâm felsefesinde “Hayvânun Natıkun” diye tarif edilen- bir mahluktur. İnsan doğumdan sonra öğrenmeye ve eğitilmeye başlamaktadır. Hatta son dönem araştırmaları insanın öğrenimini çok daha öncesine anne karnına kadar götürmektedir. Eğitimi öğrenimi de içine kapsayacak şekilde düşünürsek insanın eğitim aşamaları ile öğrendikleri arasındaki bağ önem arzetmektedir. Bu bağlamda eğitimin en önemli ilkelerden biri tedricilik olarak ortaya çıkmaktadır. Eğitimin ilk başlarında özellikle öğrenen ve öğrenilen (suje-obje) arasındaki bağın kurulmasında öğretici konumundaki ebeveynin rolü büyüktür. Çocuk bu dönemde pasif bir konumdadır. Ve seçme özgürlüğü neredeyse yok gibidir. Adeta kuru bir sünger gibi kendisini sunular her şeyi hafızasına nakşeder. Bu eğitimde çocuğun öncelikli olarak öğrenmesi gereken şeyler olduğu gibi özellikle soyut şeyler gibi daha sonraki dönemlerde öğrenmesi gereken bilgiler vardır. Bu dönemde ölüm, tanrı gibi soyut kavramları çocukların havsalaları almayacaktır. Ya da cinsellik gibi kavramların öğrenilmesi onların sağlıklı kişisel gelişimine engel olacaktır.

Artık günümüzde bu tedriciliği baltalayan önemli etkenler televizyon, bilgisayar, neşriyat gibi iletişim aygıtlarıdır. İletişim araçları eğitimde inisiyatifi ebeveynden almış bulunuyor. Anne-baba çocuğunun eğitimini kontrol edemiyor. Eğitimindeki tedricilik ortadan kalkan çocuk adete mayın tarlası gibi, neyi öğrenip neyi öğrenme sırası gelmediğinin farkına varmadan yerli yersiz bir sürü bilgiyi depoluyor. Bu günlerde en çok duyduğumuz klişelerden biri “Bu zamanın çocukları çok akıllı” sözüdür. Böyle olması ihtimaldir. Ama bir başka gerçek var ki çocukların tedrici eğitimi ortadan kalktığı için, beş yaşında öğrenmesi gerekeni üç yaşında, yada on yaşında öğrenmesi gerekeni beş yaşında, hatta 15-20 yaşlarında öğrenmesi gerekeni yine ilkokula gitmeden maalesef öğreniyor. Maalesef diyorum çünkü, bu bilgi çocuklarda kişisel gelişimi olumsuz yönde etkiliyor. Sadece iletişim araçları da değil sokak ve çevre de aynı etkiyi yaptığı açık. Sokaklar tam bir eğitim ve öğretim çöplüğü. Eğitimin yine önemli unsurlarında olan “model alarak öğrenme” de maalesef sokaklar da bu tedriciliği baltalayan bir unsur.

“Neden” diye soracak olursak. Önce şurası bir gerçek ki artık ipler elimizden kaçmış durumda. Bu konuda en büyük sorumluluk ve sorumsuzluk yine ebeveynde. Düşünün ki üç beş yaşındaki çocuklar anne babaları ile akşam aynı televizyonun başında. Aynı dizileri izliyorlar. Ya da ebeveynin sırf beni rahatsız etmesin diye çizgi filmlerle baş başa bırakılıyorlar. ve çocuk daha beş yaşına gelmeden belki 20 yaşından önce (15 falan demiyorum çünkü bu yaşlar bile henüz daha kişiliğin oturmadığı ve bilginin tedriciliğinin devam etmesi gereken dönem) izlememesi, görmemesi gereken şeyleri görüyor. Çocuğun kişiliği izlediği dizi ve veya çizgi film karakterleri ile oluşuyor. Alt yaş grupları için öncelikle bunlar tedriciliği yok ederken biraz daha yukarısı (8-18) için ise bilgisayar aynı erezyonu ortaya çıkarıyor. Bilgisayar cahili ebeveynler bilgisayar ile genci baş başa bırakarak onlara yapacakları en büyük kötülüğü yapıyor. Geçenler de bir uzman bilgisayarların kesinlikle genç odalarında olmaması gerektiğini ifade ediyordu. Ortak kullanım alanlarında bulunması hiç olmazsa kontrol edilmesini kolaylaştırır.

Bir arkadaşımın (Allah bağışlasın) 5 yaşında süper zeki bir çocuğu var. Bu yaşta bir İngilizce öğretmeninden daha iyi İngilizce konuşabiliyor. Ve İngilizce öğretmeni “three” ile “tree” arasındaki telaffuz farkını ayırt edemediği için onunla istihza edebilen bir veled. Konuşmasını görseniz büyümüşte küçülmüş cinsinden, yaşının 2 yaş büyük söylettiriyor. Babasının yaşının küçük söyleyip kızlara rezil olmaması için. Bir gün berbere gidiyorlar. Berbere diyor ki “Saçımı öyle bir kes ki kızlar peşimden koşsun”… Olay budur. Bu ufaklığın yanlış eğitildiği için değil muhakkak ancak bu tür şeyleri pek çok çocuk televizyondan öğreniyor.

Evet önemli bir soru(n): “Çocuklarımızı nasıl eğiteceğiz? Çocuğumuzu bu harici etkilerden nasıl koruyacağız” İpleri elde tutmak çok zor. Ve bir kez kaçtığında da tekrar elde etmek daha da zor. Çocuklarımız televizyonun, bilgisayarın, neşriyatın ellerine bırakılamayacak kadar değerli…

Selametle…

Yazan: Kerim Yatkın

Mayıs 27, 2008 - Yazan: kerimyatkin | Çocuk Eğitiminde Tedrîcîlik | | Henüz Yorum Yok

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapın